Pazar, Aralık 29, 2013

Yeni yilimiz kutlu olsun










Akli erenin ermeyenin, iyi insan olma ozelliklerine sahip olanlarin, butun cocuklarin saglikli olmasi icin dua edenlerin, sokaklarda yasamaya calisan her turlu canli icin iyi biseyler yapmaya calisanlarin, bana ne ya demeyip cevresine daha duyarli olanlarin, sevdiklerinin onemli gunlerini hatirlayip onlari sevindirenlerin, mutlulugun sadece maddeye sahip olmakla elde edilemeyecegini bilenlerin, elinden geldigince iyilik edenlerin, ozgurce dusuncelerini soyleyenlerin ve soyletenlerin, gulmeyi sevenlerin, etrafindaki insanlari oldugu gibi kabul edip elestirmeyenlerin, vucudunun bir emanet oldugunu bilip ona iyi davrananlarin, iyi dusunup iyi sonuc alanlarin, evlerine yemek goturebilmek icin kar kis demeden calisanlarin, dunyaya yeni gelmis minicik bebeklerin, acil sifalar diledigim butun hastalarin, birbirinden uzak olanlarin, yakin kalmayi basaranlarin, durust kalmayi basaranlarin, sevgiyi bulupta degerini bilenlerin, sevgili annelerin ve babalarin, ailenin onemini bilenlerin, kardeslerin, ablalarin, abilerin, dostlugun guzelligini hala yasayanlarin, sukretmeyi bilenlerin 

YENI YILI KUTLU OLSUN.

Benim aklima gelenler bunlar, lutfen sizde akliniza gelenleri yazar misiniz?


Cumartesi, Kasım 23, 2013

Dönülmez akşamın ufkundayız Amerika'da

Size Amerika'ya ilk geldiğimiz yıllarla yaşadığımız çok komik bir olayı anlatmak istiyorum. İnanıyorum ki; yetkililere bildirilseydi "Guinness Rekorlar Kitabında" yerini alırdı bir şekilde. Trafikte uzun saatler kaybolma rekorumuz pek yüz güldürücü olmasa da, rekor rekordur diyerek avunurduk sanırım. Bu öyle kolay yenilir yutulur cinsten bir olay değil, okuduğunuzda sizde bana hak vereceksiniz.

İflah olmaz hayat yolcusu ben 9,5 yasindaki kız çocuğunu  alıp ülkeler yetmez bana ben kıta değistirmeliyim diyerek çıktığı yolda az gidip uz gidip okyanuslar gecip Amerika'ya geldikten sonra küçük bir ev kiralamıştı. Sonra bütün muhacirlerin yaptığı gibi akrabaları ve arkadaşları yanımızda görme isteğiyle yanıp tutuşup üstüne üstlük bu isteği gerçekleştirince, "nohut oda bakla sofa evimiz bize ufak gelmeye başladı ve daha büyük bir eve taşındık. "Fare kendi sığamadığı deliğe, kuyruğuna kabak bağlayıp girmeye çalısırmis." misali...



Ev büyüyünce ve insan sayısı çoğalınca otomatik olarak ihtiyaçlarlarda çoğaldı. Evde yatak yorgan gibi temel eşyaları almak için izinli olduğum bir gün ben, kızım ve arkadaşım arabaya atladığımız gibi 20 dakika uzaklıktaki bir mağazaya "çocuklar gibi şen" bir şekilde alısverişe gittik. 
İşte o an makus gecenin başlangıcıydı ve kimsenin başımıza geleceklerden haberi olmadığı için pek keyifle gittik, alışverişimizi yaptık ve dönüşe geçtik.

Çarşamba, Kasım 13, 2013

Olmasaydi sonumuz boyle

Birer yolcuyduk ayni ormanda kaybolmus
Ayni citirtiyla urperen bir serce
Birer tomurcuktuk hayatin kollarinda
Birer cig damlasiydik
Bahar sabahinda, gul yapraginda
Dedim ya hic yoktan susturuldu sarkimiz
Yuregim yaniyor, cigerim kaniyor
Olmasaydi sonumuz boyle
Gogsum daraliyor yuregim kaniyor
Olmasaydi sonumuz boyle

Yani o kadar denedim ama aradan gecen 25 sene bile bu sarkiyi duydugumda burnumun direginin sizlamasini engelleyemedi. Insanin hayatinda bazi acilarin yuregi kanatmalari hic bitmiyor ve bende de bu acilardan birkac tane oldugu icin bazen hangisine burnum sizlasa hangisine yuregim yansa sasiriyorum ama bu sarki var ya bu kesinlikle Oguz'uma.


Guzel Oguz'um benim gencecik fidanim, 11 aylik esim, ilk askim, 15 gun erken dogan kizimin babasi. 26 yasinda ve dunya yakisiklisi sevgilim guzel gozlu ceylanim benim.Iste benim durumum budur cancagizim, benden sana kisacik bir dertlenmedir; tutusamayan ellerimizin, dokunamayan gozlerimizin ozlemidir yazdiklarim.Ceylanin pinara inisi gibi narinim benim, saksimdaki cicegim, doymadigim doyamadigim, gencecigim guzelim, kizinin bir kerecik "agu"ladigi babasi, guzel gonullum, canim cananim ne olurdu OLMASAYDI SONUMUZ BOYLE...  

Not:Yukaridaki sarki sozleri Ahmet Kaya'ya aittir.

Cuma, Kasım 08, 2013

Amerika'daki en komik animiz

Komik bir hikaye: Ben ve kizim 15 sene once Amerika'ya geldigimizde ne kizimda ne de bende ingilizce yoktu. Tamam 2 kelime biliyorduk 'my name is' falan gibi ama gidip bir yerde yemek siparisi verecek ingilizce nerdeeeee. Burda yemek yiyecegin zaman bir kuru fasulye pilav deyip bitiremiyorsun isi, bir yigin soru geliyor yemeginle ilgili. Yaninda ne istersin, etin nasil pissin, hangi icecegi istersin gibi.

D
Daha geleli birkac hafta olmustu ve yemekler konusunda cok zorluk cekiyorduk, hicbir sey bizim yediklerimize benzemiyordu. Kadikoy Bahariye'de KFC vardi o zamanlar bilmiyorum hala duruyor mu? hafta sonlari giderdik kizimla birlikte. Duyduk ki bizim bulundugumuz yerlere yakin bir yerde varmis hemen adresi alip az giderek uz giderek, dere tepe duz giderek bulustuk eski dostumuz  KFC'nla. Uzun bir yolculuktan sonra geldik gelmesine de siparisi nasil verecegim telasi sardi beni.

Duvarda yemek listesi var seciyorsun ve hemen  karsinda calisanlar var onlara soyluyorsun istedigini ve onlarin uzmanlik sorularini anlamadan surekli kafa salliyorsun evet anlaminda cunku anlaman imkansiz. Kizima sordum ne yiyeceksin diye, kanat yiyecekmis bizim kucuk hanim. Hahhaaaa "simdi yedim naneyi" dedim kendi kendime. Nasil soylenir buralarda kanat. Ben listeye bakiyorum uzun uzun sanki ne yiyecegimi seciyor gibi ama aslinda kanat ne demek onu dusunuyorum. Ben bakiyorum duvardaki listeye, eleman bakiyor bana siparis verecegim diye  bir asir gibi gelen bir iki dakikadan sonra baktim yok nadide beynimde kanata ait bir ipucu ve finale yakisan hareketim geldi.
D
Cabbar bir sekilde elemana gidip "chicken" dedim ve kanat ne demek bilmedigim icin kollarimi iki yana acip aynen yukaridaki tavuk gibi cirpmaya basladim ki kizimda dahil olmak uzere oradaki herkes pek bir keyifle guldu. O kanattan ben yedimmi hatirlamiyorum ama bu animizi ne zaman hatirlasak ve birilerine  anlatsak guleriz kih kih nasil yaptim onu diye.

Pazartesi, Kasım 04, 2013

Arada bir yemelik


Cok severim orijinal tarifleri denemeyi. Blog yazmaya basladigim gunden beri hep enteresan bir tarifi yayinlamak istedim kismet buguneymis. Fistikli toplar cok ilgimi cekti denedim ve herkese tattirdim cok begeni aldim. Karbonhidratsiz ve sekersiz oldugu icin saglikli diye dusunup, muthis bir enerji kaynagi olabileceginden sizlerlede paylasayim istedim.
Cok kolay bir tarif.

Malzemeler:
200 gr kavrulmamis ve tuzlanmamis cam fistigi,
6 tane cekirdekleri cikarilmis hurma,
1 cay bardagi rendelenmis hindistan cevizi,
2-3 yemek kasigi su.

Yapilisi:
Butun malzemeyi blenderdan gecirip yumusak ve yapiskan bir hale gelene kadar karistiralim. Elimizle top sekli verip buzdolabinda saklayalim ne zaman enerjisiz hissedersek kendimizi bir top atistiralim.
Umarim begenirsiniz, afiyetle...

Perşembe, Ekim 31, 2013

"Let it go" "Birak gitsin"

"LET IT GO" vardir ingilizcede, "BIRAK GITSIN" anlamina gelen.

Insan kendisini uzen  olaylardan  kurtulmak icin bazen epeyce ugrasir, cozum arayislari cogu kez istemeden baska  uzucu olaylara bile sebep olabilir. Hele  hayir demeyi beceremiyorsa bir insan Allah acisin o insanin haline. "Uzulecek" hic caresi yok "uzecekler" onu uzun bir sure.

Ugrastirir seni uzen olaylar ve kisiler cozum konusunda cunku uzulenlerin uzenlerle bir sekilde gonul baglari vardir. Sevgilisi uzer insani, kocasi, cocugu, kardesi, komsusu ve daha bircok sey.  "Gonul dagi yagmur yagmur boran olunca" zordur bir cirpida kesip atmak buyuk cesaret gerektirir.

Omrumun uzun bir suresi  bu uzuntu hallerinden nasil koruyabilirim kendimi diye cabalamakla gecti.. Cocuklugum kavruk, gencligim savruk gectiginden midir nedir  insanlara hayir diyemedim, demedim ve kendimi fiziksel ve ruhsal olarak cok yordum. Cok fazla  affedip hayatima alip tekrar ayni uzuntulerin icine soktum kendimi.

Artik yetti deme vakti geldi, kimsenin ve hicbir seyin beni uzemiyecegine dair kararlarimi alip uygulamaya koyduktan ve bana olan faydalarini gordukten sonra uzun zamandir dusunup cesaret edemedigim dovmeyi yaptirmaya karar verdim  koluma. "LET IT GO"  Arada salaklasip yine uzulmeye baslarsam cevirip kolumu gozume gozume "BIRAK GITSIN"i kendime hatirlatmak icin.

Varsa sizinde icinizde birikenler, ne yapilacak bundan sonra "BIRAK GITSIN."

Cuma, Ekim 18, 2013

Insan biraz rahat olmali

Cok detayci  insan olma halinden cikip bazen rahat ve hicbir seyi umursamaz biri olup o beyinle yasamak ve onun gozuyle bakmak istiyorum olaylara. Cok degil bu istegim  biliyorum ama bir turlu gecemiyorum bu rahat insan haline. Cok zorluyor  benim ince eleyen sik dokuyan beynim beni. Onu dusun bunu dusun, dusun dusun b.....  isin olayina variyor ama yine de dusunmekten vazgecemiyorum.

Halbuki diyorum ki fazla dusunmeyen, arastirmayan, gozlemlemekten coktan vazgecmis bir hale donussem bos bos  etrafa baksam ama ne oldugunu anlamaya calismasam kimin ne dedigi umurumda olmasa bir sureligine bu halde yasasam cok mutlu olacagim.

"Insan insanin hem kurdu, hem de yurdudur." diye bir deyim vardir ya o bende "ben kendimin hem yurdu, hem de kurduyum" diye isliyor. Kurt gibi kemiriyorum beynimi, yoruyorum sora sora. Halbuki birak her sey yoluna gitsin sana ne. Olumsuzsa bazi seyler ben degistirmeye yirtinmadan, kendimi paralamadan olur mu efendim? olmaz..


Neler vermezdim su yukardaki sapsal gibi uyuyabilmek icin.

Iste bugun karar verdim en azindan sirf bu gunluk dusunmemeye calisacagim, sadece kabul edecegim. Gozlem yok, degistirmeye calismak yok, yamukmus deyip duzeltmeye calismak yok, yok vallahi bugun kapaliyiz hic bir sey yok...

O LA LA!