Çarşamba, Şubat 19, 2014

Kimse mukemmel degil

Kendimizi cok fazla ciddiye aldigimiz zaman gerginlesip hayatin keyifli anlarini iskaliyoruz gibi geliyor bana, halbuki hayat her seyi cok ciddiye alip uzulecek kadar uzun degil. O yuzden daha cok gulelim, her an durup durup gulelim, yoksa gulecek bir seyler; okuyalim, izleyelim, konusalim, gulmeyi ilac yapalim kendimize.

Ben yaptigim her isi mukemmel yapmak icin dogdugumu dusunup, abartip mukemmelin de mukemmeli olmaya calisan bir insandim. Hic onemli degildi hangi isi yaptigim, beynim sadece her seyde  mukemmel olma programina ayarlanmisti, baska yolu yoktu. Eger mukemmel yapmazsam bir seyi kendimi basarisiz hissediyordum. Bazen birkac seyi bir arada yapmaya ve hatta hepsini mukemmel yapmaya zorluyordum kendimi.


Deger mi hic?


Birkac sene once calistigim restoranda kalabalik bir parti olacakti, beni bir gorseniz sanki ilk defa boyle bir partiyle karsilasiyorum. Hazirliklar en ince detaylarina kadar dusunulup yapildi ve onemli gun geldi catti. Parti basladi ve her sey tam istedigim gibi gidiyor derken o kalabaligin icinden numune bir kisi yemeklerin tuzunun fazlaligindan yakinmis diye hungur hungur agladigimi bilirim.

Dananin kuyrugu nerede koptu?

Yalniz bir anneysen butun her seyi senin yapman gerekir, oyle gunlerin birinde kosusturmam gereken bircok isim vardi ve bu islere baslamadan once kopegimi disari cikartmam gerekiyordu. Cok sicak bir yaz gunuydu aceleyle uzerime bir tisort  bir etek gecirip attim kendimi sokaga, normalde cok sessiz olur burda sokaklar ama o gun benim sansima sokakta birkac kisi vardi.

Latin Amerikali bir adam karsidan geliyordu selamlastik adam yanimdan gecti ama gitmedi, caktirmadan arada durarak basladi beni takibe, arada  miril miril biseyler soyluyor ama uzerime alinmiyorum. Bir sure sonra durdum ve sordum ne dedigini, benimkinden beter ingilizcesiyle "cok guzelsin" dedi, tesekkur ettim yurumeye devam ettim. Ben  ve kopegim tam yuruyusumuzu bitirip eve donerken cocuklariyla bahcesinde oturan  Arap komsu kadin arkamdan seslenmeye basladi, yakin olmadigimiz icin birbirimize anlamadim ne dedigini, isin  icine cocuklari girdi ve nihayet anladigimda ne demek istedigini  yerin dibine gectim. Kadincagiz  etegimin arkasinin ic camasirimin icinde oldugunu anlatmaya calisiyormus bana. Nasil bir telasla ciktiysam evden o sekildeki bir etekle sokagi bastan asagi  yurumusum. Dehset icinde arkamdaki adamin bu olayin sahidi oldugunu da anlayinca eve nasil gittim utanc icinde anlatamam.

O gun...

Benim icin; yavaslama, rahatlama, kendim de dahil hicbir seyi cok ciddiye almama kararini verdigim gun o gun oldu. O etek olayi beynimin bir kosesine kazindi ve daima bana yavaslamami hatirlatir oldu. Zaman zaman unuttugum  olsa da aldigim  karari,  etek davasi kadar vahim bir olay hic tekrarlanmadi.