Salı, Şubat 10, 2015

Organ bağışlamak hakkında kısacık

Televizyon izliyorum; programda bır lise öğrencisi ve annesi konuk. Basketbol oyuncusu olan çocuğun kalp problemi olduğunu ve organ nakli sayesinde eski sağlığına kavuşup tekrar basket oynayacağı için çok mutlu olduğunu izliyorum. Annesi yanında ve mutluluğu yüzünden okunuyor... 




İşte tam bu arada...
Belli başlı sorular sorulup konuşmalar yapıldıktan sonra sunucu kalbi bağışlayan insanı çağırıyor! Orta yaşlı bir anne geliyor gözleri yaş içinde. Kadın kalp nakli yapılan çocuğa sarılıyor ve elini tutarak başlıyor anlatmaya. 15 yaşındaki kızı kanserle savaşını  kaybedip vefat edince annecik kızının organlarını bağışlıyor. Bagışladığı kalp elini tuttuğu çocukta atıyor, allah aşkına nasıl gözleri yaş dolmasın bu annenin... Sunucu, çocuk, çocuğun annesi, stüdyodaki konuklar, 
seyreden ben ve eminim daha birçok kişi ekran başında ağlıyor. 

Kendi kendimle konuşurken buluyorum kendimi, aslında kendi kendimle değil anneyle konuşuyorum: "Nasıl bir yüceliğe sahipsin ki; sen kızının yokluğunu başka birinin varlığına dönüştürüyorsun o acılı halinle, sen nasıl bir örnek modelsin sevgili anne bunu biliyormusun diye!"


Üç gün oldu kafam bu konuda allak bullak olmuş düşünüyorum. Alınmasi zor bir karar, hele ki evladının kaybından sonra alınması hepten zor bir karar. Allah kimseyi evladının acısıyla sınamasın yarabbim. 

Organ bağışlamak ve birinin hayatını  kurtarmak çok olağanüstü bir duygu olsa gerek, hatta düşünmesi bile insanın tüylerini diken diken ediyor. Öldükten sonra organlarının, birine hayat vermesi of of of, of ki ne off...
Kulağa çok güzel geliyor!..

Siz ne düşünüyorsunuz?